Tuesday, October 01, 2013

Theo'nun ceyrek yili!

Oglum bugun tam 3 aylik oldu. Galiba Ipek hakli, uc aylik olunca bir ferahlik geliyor demisti. 3. aya 1 hafta kala bir suru degisiklik oldu hayatimizda. Uyku daha bir duzene giriyor. Rutinimiz iyice oturdu gibi. En guzeli de rahatca gaz cikariyor Theo :)


Bu arada ailesiyle tanisiyor minik Ceux bey. Once buyukbaba geldi, sonra amca... Biz de birlikte bir gezdik, bir gezdik...

Uc nesil Ceux'ler Nisantasi'nda...

Ilk defa vapura binecek Theo, Moda'nin tadini cikaracak

Amca ve yengeyle Buyukada

- Aya Yorgi'ye ciktik iste!

- Hadi baba, acele et. Vapur kacacak!

- Vaaay Aya Sofya ne kadar muhtesem!

- Anne cektin mi?

Ve yazdan kalma harika bir gunde kizlarin futbol maci! Bu, baba ogulun izledigi ilk mac oldu, hayal edebilecegimden cok daha erken! Betty teyze de oynadi. Sirket rengi olan turuncu giydirdik Theo'ya, sans getirsin dedik, ama bu seferlik olmadi :(



Bitmedi :) Bu hafta sonu babaanne geliyor Theo ile tanismaya. Sonra ver elini Marmaris...

Friday, September 06, 2013

Theo'nun Istanbul turlari...

Gecen cuma, Zafer Bayrami'nda Xavier calismadigi icin gunun tadini cikardik. Capa'dan Sultanahmet'e yuruduk, kofte molasi verdik, ordan Gulhane parkina yuruduk...



Sultanahmet Koftecisi'nde Theo'yu emziriyorum... Bu onlugu icat edeni de bana veren Ozlem'i de bulup opmeliyim! :)

Sonra ver elini Gulhane parki... Biz onu ruzgardan korumaya calisirken Theo temiz havada bir uyur bir uyur...


Theo bu pozisyonda cidden uyuyor!

Sonra biraz kafede oturmaca...

Vee ardindan Dursun ve guzel ailesiyle bulusmaca! Derin'le de bu vesileyle tanisabildik, babasinin "Kizil Sonya"si. Ah Derin, universitedeki o huysuz adami nasil da pamuga cevirmissin... :)
-Sissst Derin, bir pas versen, arkadas olsak diyorum...

Sonra... pazar gunu ilk defa boyle disari ciktik:

Sling ya da wrap deniyor, Turkcesi nedir bilemedim, ama hadi 'kusak' diye cevirelim. Bir ay once bundan hoslanmamisti Theo, her halde fazla kucuktu ve hava da fazla sicakti. Bu sefer kusagin icinde Theo ile carsiya indik, alisveris yaptik, o gogsumde uyudu. Biraz daha pratik yaparsam bu da tamamdir!:)

Bu hafta da teyzeye dogum gunu surprizi yaptik. Aman aman teyze mest oldu karsisinda bizi gorunce... Guzel bir ogle yemegi yedik birlikte...
Tabii Tugba'nin yardimiyla organize ettik bu ziyareti :)


Istanbul turlari demisken, gecen hafta bir de Senay'la Ortakoy yapmistik... Ah nasil mutlu Senay'in kucaginda... Senay da hic aksatmiyor, ilk firsatta Theo'ya kosuyor :)



- Ama bu Senay bir harika dostum!

Yarin dedesiyle tanisacak Theo! Cok heyecanliyiz ve Bon Papa'yi gormek icin sabirsizlaniyoruz. Yani guzel ve yogun bir hafta sonu bizi bekliyor yine... Ama biz yine de bu ogleden sonrayi bos gecmeyelim ve Betty teyzeyi gormeye gidelim :) Tabii Theo dunku gibi uyumazsa! Zira dun Istanbul Modern'e gidecektik, hazirlandim, bekledim, Theo biraz fazla uyuyunca yalan oldu. Bakalim bugun bizi neler bekliyor :)              

Wednesday, September 04, 2013

Tuesday, August 27, 2013

Parklardayiz

Hafta sonu parklardaydik. Cumartesi Yildiz parkinda yayildik Theo ile. Ben Penguen'in ozel Gezi sayisini aldim yanima, Xavier de romanini, tek satir bile okumadik. Ama cooook guzel anlar yakaladik :)

Babacik Theo'yu ruzgardan korumak icin siper oldu.







Ciddi bir sohbetin ortasindalar...

-Sisst bana bak koca adam!

Ikisi de birbirlerine tislarken :)

Ve pazar gunu Gezi parki, Istiklal cok gunesli oldugu icin paralel sokaklardan Tunel, Galata, Tophane'ye yuruyus, ordan ev... Yedigimiz sahane dondurma da ekstrasi!! Ben Taksim meydani duzenlemesini ilk defa gordum tabii, eski Havas'in oldugu alan temizlenmis, yollar meydana dahil olmus, yayalasmis. Yalniz bu meydan hep boyle cirkin, zevksiz beton haliyle mi kalacak? Doseyecek guzel tasiniz yok mu Allah askina?? 


Karnimdayken adini cokca duymustu Theo, Gezi parkiyla da boylece tanismis oldu.

PARKLAR... PARKLAR...
Bebek olunca hafta sonu disari cikma anlayisimiz oldukca degisti. Cocukla gidilecek en keyifli yerler parklar. Kafeler ve restoranlar bile neredeyse imkansiz cunku sigara yasagindan dolayi acik olan tum alanlarda sigara iciliyor! Bu durumda acik havadan keyif almak istiyorsak parklardan sasmamali. Bu sehirde bu kadar az olan parklari gozden cikaran bir anlayisi benim aklim almiyor!  

Saturday, August 24, 2013

Sosyallesiyoruz...

1 hafta gecikmeli yaziyorum :) Gecen cuma, Theo tam bir bucuk aylikken ilk defa otobuse binip Nisantasi'na Betty teyzeyi gormeye gittik. Otobuse binmek bizim icin yeni ve onemli bir deneyimdi, kafede oturup bir arkadasla sohbet etmek de... Harika oldu, Theo otobuste uyudu zaten (kesinlikle annesine cekmis!). Galata Muhallebicisi'nde otururken sag olsun Bettina birkac kare cekti de oglumla fotografim oldu.



Ordan da Xavier'in ofisine gittik, babasi masasinin ustunde bezini temizledi Theo'nun, elbette kaka vardi :) Babanin is arkadaslari bayildi minigimize...


Sonra gecen cumartesi de biraz daha uzun bir otobus yolculugunu test etmek icin Bebek'e gittik, Bogaz kenarinda yuruduk ve sabah 10.30'dan aksam 5'e kadar disaridaydik. O gun Theo cok guzel uyudu! Temiz hava bebeklerin uykusu icin gercekten muhtesem. Tabii bebeginiz olunca istediginiz yone degil, ruzgarin yonune gore yuruyorsunuz. Bu yuzden Kurucesme'den Bebek'e yuruyecekken otobuse yeniden bindik, daha ileri gidip Bebek'e geri yuruduk. Cocuklu hayat iste!! ;) 

Gecen hafta sonu benim Theo'yu disarda emzirmem icin alistirmaydi. Fena degildi ama disarida emzirmeye iyice alismam lazim, asil o zaman sosyallesecegiz! Hatta bu yuzden 2 gun once annemle yine disari ciktik ve bir kafede emzirdim Theo'yu. Teknigimizi gelistiriyoruz :) Bekle 'disarisi', biz geliyoruz!!

Bir de gulucukler basladi! Asagidaki surat anneanneye... Bize neden boyle gulmuyor Theo?? :(



Simdi uyuyor minik Theo. Bakalim bugun nerelerin altini ustune getirecegiz...
  

Friday, August 16, 2013

Yakin plan


- Ben guluyorum ama annem fotograf cekmeyi beceremiyor.



- Bu dunya kocamaaaan ya!




- Ciddi bir sey anlatiyoruz burda!



- Ne olacak bu memleketin hali?




Monday, August 12, 2013

6 haftalik yeni hayat!

Theo aramiza katilali 6 hafta oluyor. Neyse ki ilk gunlerin narinligi gecti, bezini ya da kiyafetlerini degistirmek daha kolay. Hem 3 haftalik oldugundan beri her gun parka gidiyoruz. Meshur Abbasaga parkina... Ben de nefes almis oluyorum.


Bugun ilk defa pusetine asili kuzuya tepkiler verdi, ben salladikca onu takip etti. Ne buyuk mutluluk!


Yine bugun ilk defa sesler cikarmaya basladi. Tam olarak agular gibi olmasa da agu hazirligi diyebiliriz. Gercek iletisim simdi basliyor. Yasasin!!




Bu 6 haftada beni sasirtan seyleri yazmaliyim...

HAZIR BEZ CAGINDA BUNCA KAKA YIKAMAK...
Bu sabah mesela, Theo kisisel rekorunu kirarak bacagima, geceligime, etrafina fiskirtarak kaka yapti. Sabahin 7'sinde bolca citileme yaptim. Hazir bezle bitmiyormus her sey...

KIRKIMIZ CIKARKEN...
Oncelikle belirtmeliyim, emzirdigim icin asla diyet yapmadim, aksine oldukca istahliyim. 40. gun ilk defa tartildim. Hamile kaldigim kilodan 3 kilo fazlayim. Hic fena degil ha? :)

XAVIER NE TATLI BABA!
Aksam 6'da eve gelince vardiyasi basliyor babanin. Hafta sonu da bol bol oynuyor ogluyla, giydiriyor, temizliyor, uyutuyor. Cok sansliyim ve onlari boyle gordugum icin cok mutluyum...




ASPIRATORE ASIK COCUK
Evet, benim oglum mutfaktaki aspiratore asik! Bu tuyoyu Ipek'ten aldim ve ise yaradigini gordum. Aglama krizi tuttugunda hemen ocak basina gidiyoruz. Theo sakinlesmekle kalmiyor basini yukari kaldirip sesin kaynagini hayran hayran seyrediyor. Oldukca umutsuz bir ask... Bir ara oyle bir anin fotografini cekip paylasmaliyim. Komik ve gorulesi...

THEO, BAYRAM SEKERI.
Teyzesinin aldigi bayramliklarla pek boncuktu Theo. Ilk bayrami anneannesinde gecirdi.


Bu bayram -diger her gun gibi- makyaj, parfum, taki hatta kol saati yoktu bana.

EMZIRMEK...
Emzirmenin cok pratik oldugunu dusundum hep. Gercekten oyle. Ama daha once dusunmedigim mesakkatleri varmis...
- Hamileyken az pismis et, sushi, sarkuteri, rafadan yumurta hayalleri kuruyordum. Oysa simdi emzirmekten dolayi daha da dikkatli olmak zorundayim. Ozellikle gaz yapici yiyecekler benden uzak dursun!
- Yaz gunu soguk su icme, terliksiz dolasma. Yine gaz sorunsali...
- Alkol mu? Bir kadeh sarap? Aaah ah!..
- Emzirme camasirlarina mahkumiyet...
- Gogus bakim urunleri... Krem, koruyucu ped, kalkan, ekstra dikkat...

Friday, July 19, 2013

To Xavier, my wonderful husband...

My love,

You are thousands of kilometres away from me now. And it's our 5th anniversary today...

We never imagined such sadness on this day. The loss of our family is huge. Bertrand, our dear step father -or father or friend, is gone and we all will miss him very much. I don't know how we will get used to this feeling- it's just so hard to believe that we cannot see him again. And our little Theo will never know him...

We were going to have a little celebration today. You were secretly planning something to surprise me. Nothing matters now. We have the greatest gift of life, our Theo, and a long life to go on together. I just wanted to say how much I love you. No need for celebration or anything. It's wonderful to know you are coming back soon and will be with us again.

When I think of the past 5 years, I remember many laughters and a lot of happiness that you gave me. We also went through tough times together and I always had the trust of having you. In these 5 years, I learnt well that if I have you around, nothing bad can happen to me. Having you is the biggest confidence. You are with me- we can manage anything we want. We are lovers, we are family and we are best friends. You and me mean everything- the rest of the world is just a background. You are my home. You are always my hope...

We were where you are right now 5 years ago. Your mom and Bertrand organised everything. Joelle was pregnant to Romane, my mom was thinking of my dad and sentimental, my sister had a bright-colour dress. Mathieu and Corentin were scared of the geese in the garden. Benoit was taking too many portrait photos with his new camera. The sun was shinning. We drank champaigne. We were all happy. It was a beautiful wedding. Our wedding...


Preperation of the garden- Benoit, Bertrand and Xavier


Our wedding witnesses- mom and Bertrand

Newly-wed Nesli & Xave

I'm doing my best to look after Theo. Thanks to him- he's now having a nap so mommy can write this to daddy. We look forward to having you back. This piece of writing is my little anniversary gift to you my Xavier. I hope we will have happier days...

  

I wish to have the 15th, 25th, 35th, 45th and 55th years to celebrate...

I love you.  

Your Nesli

Wednesday, July 10, 2013

Theo. Benim kişisel devrimim.

Hamileliğimin son bir ayı memleketle meşguldü kafam. Çokça üzüldüm, bir o kadar umutlandım. Ne Facebook'ta ne bloğumda hayatımı paylaşamadım, bencilce geldi kendimden bahsetmek.
Sonra 1 Temmuz günü Theo geldi hayatımıza. O gün bugündür başka hiçbir şey yok! Gezi Parkı'yla başlayan devrimin ortasına geldi Theo, benim kişisel tarihimin en anlamlı olayı haline geldi. Bana 'devrim' yaşatan bir küçük insan...
Theo'yla ilk tanışmamız benim doğum zaferini kazanmamla oldu. Ben doğuma o kadar konsantre olmuşum ki, Theo'yu kucağıma alınca çok bir şey hissedemedim. Hastanedeki ilk gece onu seyrettikçe, uyuyamadıkça geldi o his. Bambaşka bir aşktı bu. Ben bu minik, savunmasız, küçük adama benzersiz bir aşkla bağlanacak, ilerleyen günlerde kendime şaşırarak bu melankoliye tutulacaktım...
Bu kocaman dünyada Theo küçücük. Bizim dünyamızda bizim renklerimiz, bizim seslerimiz, bizim kurallarımız var. Theo hayatın daha çok başında... Ve bu anne ve baba oldukça acemi! Bizler ki 30'lu yaşlara gelmiş, hayatta hemen her konuda belli bir tutumu olan, her şeyi bildiğini sanan, görece 'olgun' adamlar ve kadınlar olarak öğrenmemiz gereken şeyler karşısında bir anda tökezliyoruz. 2 günlük bebeğin kıyafetini değiştirmek mesela, hararetli politik tartışmalardan daha basit değil!.. Yani demem o ki, çok acemiyiz ve daha öğrenecek çok şey var. Umarım Theo hatalarımızla sever bizi.
Biz ona kavuştuğumuz için dünyanın en şanslı ebeveynleriyiz...

Bu bir 'Hoş Geldin Deniz Theo Ceux' yazısıydı. Doğum macerası bir dahakine...

Thursday, May 30, 2013

Sen çok yaşa Eurosport!

Premiere Lig bitti, Süper Lig, La Liga, Şampiyonlar Ligi… Oh, nefes aldım derken… Giro d’Italia bisiklet turu başladı, geldi geçti… Şimdi Roland Garros tenis turnuvası… Dün soruyorum Xavier’e:

-Bunun ardından Tour de France başlayacak değil mi?

Biliyorum başıma gelecekleri…

-Yok ona daha var, temmuzda.

-Aaa temmuzsa çok yazık, bebek geliyor temmuzda, sana bu yıl Tour de France keyfi yok!

-Neden Nesli? Bebek bol bol uyuyacak. O uyurken ben TV seyredebilirim. Ne var bunda? Oooh, hem 2 hafta evdeyim, Tour de France’ı bol bol izleyebilirim!


Evet, kocam sağ olsun doğumdan sonra 2 hafta evde, benimle ve bebekle olacak. Ama bunu bir tatil fırsatı olarak görüp kanapede uzanıp Eurosport izlemeyi planlıyor!! Bakalım nasıl olacak… :)

Thursday, May 23, 2013

Hypocrite bastards

-You mean we are hypocrite bastards?

-Somehow yes.

-OK then.

The dialogue ends like this but there is a beginning…
. . .

We listen to Zaz’s new album. I ask Xavier to translate songs- at least to give me a general idea about what songs say. Then he has mixed feelings.

-Nesli, I really like her songs but I don’t like the idea that she makes shitloads of money. Because she makes political songs or tells stories about a simple life, she is against this capitalist world… And sells her albums worldwide, earns money. In the end, this is what she’s against to.

-But this is a great thing if she can reach millions of people and tell them her opinion, political ideas, etc… This is the power of music or any kind of art. And yes, she has to make money out of it and survive. Then she can produce more. Hold on, we’re also against this system but still feed it for our daily comforts. Look at all the electronics we use. We appreciate environmentally friendly implementations but still consume a lot! The same for politics. We hate this system but we want money for a better life.

-Yes, I know.

-Then we’re the same.

-Yes, probably.

-You mean we are hypocrite bastards?

-Somehow yes.


-OK then.

Sunday, May 19, 2013

Siz siz olun...

Takvim: 32. hafta 

Buyuk zorluklar hala baslamadi ve genel olarak gayet iyi ve 'normal' hissediyorum. Yalniz bu hafta ilk sikinti kendini gosterdi: sislik. Ustelik son 1-2 gune kadar hava cok isinmamisti, serin gunlerde bile ayaklarim taniyamayacagim kadar sisti. Herkes bu sislikten bahsederdi de kimse ayaklardaki agrilari soylememisti :( Sabah kalktigimda ayak tabanlarim aciyor ve bileklerimin yanlari agriyor. Ayaklarim Shrek'in ayaklarina dondu ama goruntu dert degil, bu agrilardan kurtulmam lazim! 

Bettina'nin deyimiyle 'kucuk efendi' (bu lafi cok sevdim, hanimefendi mi beyefendi mi bilmiyoruz diye Bettina boyle bahsediyor bebekten) rutinini biraz degistirdi. Onceki haftalardaki kadar cok tekme atmiyor, onun yerine esniyor icerde ve devamli donuyor. Simdiden 2 kilo oldu ve hazir biraz daha yeri varken donebilmesine seviniyorum :) Ve hala cok hareketli! Bazen kaburgalarima calissa da onun hareketini hissetmek muhtesem...

Gundelik hayata gelince... Biraz hareketlendik son haftalarda. Once biraz evi hazirladik bebege, kitapligi degistirip arka odada yer acmistik, 3 yildir bitmeyen evin eksikleriyle ugrasmistik. Gecen hafta da yatagi geldi kucuk efendinin, sonra sifonyer, koltuk derken oda neredeyse tamamlandi. Hem de hic oyle uzun listelerle uzun alisverislerle ugrasmadan. Simdi dekorasyon isleri kaldi ki cok becerikli olmayan ben, arkadaslarimin destegiyle odayi kendim suslemek istiyorum! (Ah keske Ipek kadar yetenekli olsaydim da onun daha yeni dogan minik Nehir'ine yaptiklarini becerebilseydim...)   

Siz siz olun...


Hamile bir kadinla dogum hakkinda konusurken dikkatli olun. 

Inanin o kadinin sizin etrafinizda duydugunuz (cunku buyuk olasilikla dogumhanede o ana sahit olmadiniz, sadece duydunuz) zor dogum hikayelerini, emzirme problemlerini, bebegin anne sutune alerjisi gibi konulari duymaya hic ihtiyaci yok! Cunku siz buyuk ihtimalle, gayet iyi niyetle yakininiz olan bu kadinla yeni ogrendiginiz seyleri paylasmak istiyorsunuz. Paylasmayin. Bilmiyorsunuz ki o kadini en cok etkileyen, uzen, endiselendiren dusunceler hep en yakinindaki kisilerden geliyor... 


Dusuk yapmis bir kadina 'Neden?' diye sormayin.

Cunku tip bile bunu yanitlayamiyor. Ilk bebegin dusme orani cok yuksek. Ikinci dusugu bile cok onemsemiyor doktorlar. Ancak ucten sonra bir takim testleri gerekli goruyorlar ve yine de size umut veriyorlar 'En azindan siz ve esiniz dogurgansiniz!' Gunumuzde buna sevinmek gerekiyor maalesef...

Ama sosyal cevrede durum farkli. En sevdiginiz insanlar (oyle ya sokaktan gecen biriyle paylasmiyorsunuz bu olayi, sadece en yakin arkadaslar ve ailenizle paylasabilirsiniz) neden dusuk yaptiginizi sorguluyor ve ozellikle ikinciden sonra sizde kusur ariyorlar. Bir seyler yanlis olmali! Ne sorunun var da dusuyor bebekler? gibi... Tabii bu, olayi yasayan kisi olarak sizin hissiyatiniz. Onlar tamamen ne yapacaklarini bilemediklerinden, caresizlikten, destek olma arzusuyla boyle davraniyorlar. Siz siz olun bunu yapmayin. Ben en yakinlarimla 'mucadele ederek' atlattim o sureci. Kendimi iyilestirirken onlara da hep iyi ve normal oldugumu kanitlama ihtiyaci duydum. Elbette ki milyon tane endise vardi kafamda. Bekleyis, sabirsizlik, bilinmezlik... Ama ugrastim. Kafami duzelttim ve en onemlisi bunun icin caba harcadim. Ondan sonra geldi bu guzel hamilelik. Yine de, bu seferki hamilelik oncesinde 'atlattim' zannettiklerim bir hastane koridorunda cikti karsima. Arkadasimi jinekologun bekleme salonunda beklerken gordugum o aglayan cift... Buyuk ihtimalle o gun gitmisti o rahimdeki bebek ve ben altust oldum. Gidip kadina 'Gececek, simdi cok uzuluyorsun ama gececek...' demek istedim. Ve birkac ay once, artik hamileyim ve bebek saglikli diye inandiktan sonra izledigimiz bir komedi filminde dusuk yapan o genc kiz... Film komediydi ama ben cok sarsildim o kizi izlerken. Sahiden cok istesek de neyi ne kadar tamir edebiliyoruz? Bilinc, sozumuzu ne kadar dinliyor yaralari sararken?

Siz siz olun biraz empati kurun. Sade bir 'Gecmis olsun.' uzun cumlelerden cok daha sicaktir bazen...